Kayıtlar

Kaktüs

Resim
El yazım güzel değildir. Çizgisiz kağıtta düz yazamam. Yazarken heceleri ya da harfleri unuturum, bazen harflerin yeri karışır. Her konu gibi -en azından aklıma gelenlerde- bunda da kusurluyum. Ama kim mükemmel ki? Mükemmel olmak isteyeceğimi de sanmıyorum. O zaman daha sıradan olurdum. ... Son zamanlarda sessizliğe gömüldüm. Kendi dünyamda yaşıyorum. Sessizlik hoşuma gidiyor. Huzurlu. Dengeli. İnsanlardan uzaklaştım. İnsanlar ateş gibi. Bense eli çok kez yanmış ve uslanmış bir çocuğum. Tehlikeli olduğunun farkındayım. Tedbirli olmam gerektiğini biliyorum. ... Biraz fazla sustum belki. Sevgiye susadım çoktan beri. Eve kök saldım gibi. Dallarım büyüyor. Çiçek açmıştım baharla beraber. Soğuk vurdu ansızın.  Bu yıl meyvem yok. Çocuklar gelmeyecek. Güneş boş ver diyecek. Toprak dostça sırtımı sıvazlayacak. İnsanlık hayal kırıklığıyla bakacak. Zaten yaşlıydı diyecekler. Baltayı vuracaklar. Bitkisel hayatta olanların canı acır mı? ... Anne, ben büyüyünce kaktüs olacağım.

Kırmızı, Mavi, Beyaz

Resim
Herkesin bedeninde sevmediği bir yer vardır. Ben bazen ellerimden nefret ediyorum. Görünen damarlarım sinirimi bozuyor. Baktıkça hayalimde damardaki canlılık oluşuyor. Dolaşan kanı hissediyorum. O kanın içinde kayboluyorum. Her yer kırmızı oluyor. Boğuluyorum. Bedenimin farkına varmak beni hasta ediyor. Damarlarımdan nefret ediyorum.
...

Bir zamanlar bir balığım vardı. İsmi Rıfkı’ydı. Bütün balıklarımız içinde yeri ayrıydı. Bir bayram sabahı öldüğünü fark ettiğimde son ve ilk kez onu ellerimde tutarken nasıl içimi çeke çeke ağladığımı unutamıyorum. Rıfkı’dan sonra ise balıklara olan bütün ilgim söndü. Diğer balıkları umursamadım. Ben bakmayı bırakınca annemler devraldı.

Şimdi ise bir muhabbet kuşum var. İsmi Şuşu. Henüz bana alışmadığı için semtime uğramıyor ama onu izlemeyi bile seviyorum. Onunla konuşmayı seviyorum. Varlığı bile yeterli benim için. Bir gün fazla sessiz kalsa hastalandı mı diye endişeleniyorum. Daha bir ay bile olmadı, ona çoktan bağlandım. Ama korkuyorum. Rıfkı’da o…

Sevgili Güneş...

Resim
Nasılsın? İyisin inşallah. Çiçekler nasıl? Çok sevdiğimi biliyorsun onları. Geçen mektubunda yapmak istediklerinden, planlarından bahsetmiştin. Benim de planlarımı sormuşsun. Cevabım gecikince yine yazmışsın. İki gün önce aldım o mektubunu da. Parfüm mü sıktın? Endişe kokuyordu. Biraz da korku sinmişti galiba. Mutfakta yemek pişerken yazdın sanırım.

Sana yazmadığım için üzgünüm. Umut kalemim bitmişti. Yenisini de alamadım. Evden dışarı çıkmak istemiyorum. Güneş ruhumu kamaştırıyor. Güneş batınca ise uykum geliyor. Hareket edecek halim kalmıyor. Her sabah ekmek ve gazete getiren bakkalın çocuğundan kalem istedim bir tane. Şansıma bakkalda da kalmamış. Kendininkini ödünç verdi. Mektubu yazınca geri vermem gerek. Bir çocuğun umuduna el koyacak kadar gaddar değilim. Teşekkür olarak ucunu açıp vereceğim.

Yapmak istediklerimi ve planlarımı sormuştun. Umutlarından bahsediyordun. O mektup güneş gibiydi. Okurken içim kamaştı. Tutan elim yandı. Ben güneşten kaçarken güneşi bir zarfta bana gönder…

Musluk

Resim
Hani sol yanınıza bir şey oturur ya... Siz dersiniz öküz, ben derim fil. Bütün vücudunuza ağır gelir hani. Vücudunuz ağır gelir. Atan kalbiniz değil, bir kaya parçasıdır. Her atışta canınız yanar. Nefesiniz ağır gelir. An ağır gelir. Hisleriniz ağır gelir...

Katran karası bir musluk akmaya başlar. Damla damla... Yavaş yavaş... Hızlanarak... Delicesine... Kapatacak olan kişi musluğu açandır ve açtığından haberi yoktur. Siz zorlarsanız elinizde kalır. Daha çok akar... Aktıkça kararır içiniz.

Mücadele ederken daha çok karaya bulanırsınız. Yorulursunuz... Bir köşeye oturur, boğulmayı beklerken düşünürsünüz. Her şeyi gözden geçirirsiniz. Siz düşündükçe musluk şevke gelir. Kamçılanan at gibi şahlanır. Her musluğun hayali şelale olmaktır. Kendini kanıtlamak istercesine aktıkça akar... Aktıkça yakar... Bembeyaz oda siyaha bulanırken göremez olursunuz... Düşünemez olursunuz...

Öleceksinizdir ama kalkıp gidemezsiniz. Çünkü kendinizi oraya siz zincirlediniz. Bağlanmayı siz seçtiniz. Risk almak …

Size De Oluyor Mu?

Resim
Size de oluyor mu? Yazmak bir ihtiyaç ama yazacak bir şey bulamıyorum. Aslında yazacak onca şey var ama ifade edemiyorum. Yanımda kitabım bana bakıyor. Belki de bitireceğim diye inat ederim. Biter. Artık mutluyumdur ama gözlerimin canına okunmuştur. Yine bozulmuşlar zaten. Gözlüğümle bile hayat bazen bulanık. Ama o bulanıklık da güzellikler saklayabiliyor. Özellikle şehre bakıyorsanız. Işıklar daha güzel görünüyor. Kaostan bile bir estetik çıkabiliyor.

Size de oluyor mu? Bazen neşe saçmaktan yoruluyorum. Somurtmak, hep somurtmak istiyorum. Kızıyorlar bana. Hep gülmem gerekiyormuş. Gülmeyi unuttuğumuzda ne yapacağız ya? Hep güleceksiniz kanunu mu var? Mahpuslara düşmek için çok gencim. İcat çıkarmayın!

Size de oluyor mu? Bazı şeyler, bembeyaz saf mutluluğunuzu suya düşüveren mürekkep damlası gibi dağılıp zehirliyor. O mürekkep kimdir necidir belli olmuyor. Bazen en kalitelisinden. Bazen en ucuzundan. Açığından koyusuna kadar çeşit çeşit. Arınmak için azalmak gerekiyor. Azalmak için de …